Sözcü Plus Giriş

Dr. Semir Beyaz: Bilim için ne yapıyoruz?

Cold Spring Harbor Laboratuvarı'nda kanser hastalığı ile ilgili önemli çalışmalar yapan Dr. Semir Beyaz, kendi bilim yolculuğunu paylaştı. Herkesin bilim için bir şeyler yapabileceğini söyleyen Dr. Beyaz, genç bilim insanlarına ilham verecek bilgiler verdi.

Eser AKGÜL
15:08 -
Dr. Semir Beyaz: Bilim için ne yapıyoruz?

Antalya’da düzenlenen Onkolojide İz Bırakanlar Zirvesi, kanser uzmanlarını bir araya getirdi. Prof. Dr. Mustafa Samur anısına düzenlenen zirvede, Türkiye’de ve dünyada kanser alanında yaptığı çalışmalarla adını duyurmuş uzmanlar, teşhis ve tedavilerinde gelinen son durumu tartıştı.

Kongreye, bilim hayatına İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü’nde başlayan ve Harvard Üniversitesi’nde çalışma imkanı bulan Dr. Semir Beyaz da katıldı. Dr. Beyaz, şu an moleküler biyolojinin doğum yeri dediği Cold Spring Harbor Laboratuvarı’nda kanser ve bağışıklık sistemi, kanser ve beslenme gibi alanlarda önemli çalışmalar yapıyor.

Bilim dünyasında ses getiren çalışmalara imza atan Dr. Beyaz, bu noktaya gelene kadar genellikle onu engellen insanlarla karşılaştığını ama bir an bile vazgeçmediğini söylüyor. İşte hepimizin bilim için bir şeyler yapabileceğini belirten Dr. Beyaz’dan ilham verecek bilgiler…

BİLİM İÇİN NE YAPIYORUZ?

Türkiye’de çok iyi bilim insanları var. Ben Amerika’dayım ama Türkiye’deki bilim için ne yapıyorum? Mesela buraya gelip projeler yapmaya çalışıyorum, buradan öğrenci alıp yetiştirmeye çalışıyorum. Bilimsel iklime bu şekilde katkı sağlıyorum. İnsanların da bunu düşünmesini isterim. Herkes bu konuda bir şeyler yapabilir; mesela hurafelere inanmamayı seçebilirsiniz, bilim için sorgulamayı öğrenebilirsiniz, bilim için ne yaptım diyebilirsiniz, bilime ayrılan bütçeyi sorgulayabilirsiniz ya da eğer çok paranız varsa ve yatırımcıysanız bunu bilim için harcayabilirsiniz. Onkolojide İz Bırakanlar Zirvesi’nde çok güzel bir şey oldu; yatırımcılar geldiler ve bir tıp kongresinde projelere destek oldular. Bu gibi etkinliklerin daha çok olmasını isterim.

MOLEKÜLER BİYOLOJİNİN DOĞUM YERİNDEYİM

Ben iki senedir Cold Spring Harbor Laboratuvarı’ndayım. Bu laboratuvarın moleküler biyolojinin doğum yeri olduğunu söyleyebilirim. DNA’nın ikili sarmal yapısının kaşifi James Watson bu laboratuvarda çalıştı. Geçtiğimiz 50 senede 8 tane tıp fizyoloji nobel ödülüne ev sahipliği yapmış bir yer ve küçük bir enstitü. Ben de kanser, bağışıklık sistemi, beslenme ve kanser ilişkisi gibi alanlarla ilgili zor soruları sormak için oraya gittim. Bu soruları başka yerde soramazsınız çünkü proje desteği için maddi kaynak lazım. Bilim dünyasında bir sürü çekişmeler var. Cold Spring Harbor’un en güzel yönü de bu. Çok iyi bir destek mekanizması var, korkusuzca bilim yapmanız için size bütün kapıları açıyorlar. Tek istedikleri büyük bir buluş yapın. Bu yüzden de genç bir bilim insanı telomerez enzimini orada keşfetti. RNA’nın nasıl özelleştiği orada keşfedildi, DNA’nın kalıtsal materyal olduğu orada keşfedildi, DNA’nın ikili sarmal yapısını bulan insanlar orada bunları öğrendiler, orada bu sürecin başlangıcını yaptılar. Yani yaşama dair ne varsa bildiğimiz, orada bulundu. Yakın zamanda SMA hastalığına ilaç bulundu. Laboratuvarımızdaki RNA mekanizmalarının kaşiflerinden birisi yaptı o ilacı. Temel bilimle 20 sene çalıştı sonra ‘bu SMA hastalığına sebep olan gen bir mutasyona uğruyor ve bu gen düzgün protein üretemiyor. Bu yüzden çocuklar SMA hastası oluyor’ dedi ve bir ilaç geliştirdi. O RNA’yı düzeltti ve çocuklar yürümeye başladı. İşte bu bir mucize, adım adım bildiğimi neden-sonuç ilişkisi ile açıklayabildiğimiz bir mucize.

BİLİME GÜVENMEK LAZIM AMA…

Dünyada etki yapan işler Nobel ile ödüllendiriliyor ama işin özünde benim açımdan keşif en önemlisi. Yani bir bilim insanı için en önemli görev keşif yapmak. Sonra bunu insanlığa sunmak. Ama şimdi modern bilimde, keşif biraz unutuluyor. Para, ünvan, şan şöhret devreye girince insanlar keşiflerini satmaya çalışıyorlar. Bu konuda bir bilim insanı olarak sorumlu davranmaya çalışıyorum.

BABAM BENİM İLHAM KAYNAĞIM

Laboratuvarımızda 8 kişi var. Bunlardan ikisi Türk. Biri Onur Eskicak; İTÜ’den geldi, bir senedir bizimle çalışıyor ve 4 makaleye girecek çalışmalar yaptı. Diğer Türk öğrencim de Ilgın Ergin, o da yeni başladı benimle doktora yapmaya. Mikrobiyota ile ilgili çalışmamızda yer alıyor. O da Bilkent’ten Moleküler Biyoloji ve Genetik öğrencisi. Onlar benim için büyük bir gurur kaynağı. ABD’ye gittiğim günden itibaren hem Türkiye’deki hem de dünyadaki bilime gönül vermiş gençlerin önünü açabilecek şeyler yapmaya çalıştım. Çünkü ben Hatay’ın Samandağ ilçesinden yani küçücük bir yerden geliyorum. O küçük yerde 4 yaşında bir çocukken ilk hatırladığım şey ‘neden’ sorusunu sormamdı. Bilim insanı olmak istediğimi hatırlıyorum ama bu kolay bir yolculuk değildi. Sürekli karşıma engeller çıktı. Sürekli karşıma ‘neden yapamayacağımı’ bana göstermeye çalışan şeyler ve insanlar çıktı. Ama amacımdan bir milim vazgeçmiş olsaydım ben şu anda sizinle bu konuşmaları yapmıyor olurdum. Beni bu noktaya getiren şeylerin yüzde 99’u sıkıntı, yüzde 1’i ise hayatıma dokunan, bir sözüyle beni yüreklendiren insanlar oldu. Ailem, annem, babam beni hep yüreklendirdi. Babam benim en büyük mentorum, ilk öğretmenimdir. Gece yarılarına kadar ben sorardım o anlatırdı. Tıp tarihini, bilim tarihini çok severdi. Benim en büyük ilham kaynağımdı. Oradan imkansızlıkların içerisinde bu şekilde çıkıp İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’ne geldim, birinci sınıftan beri çalışmalar yaptım, o çalışmaları sonuca götürdüm. Ben de dedim ki kendi kendime ‘bu süreçte öğrendiğim ne varsa benim bunu gençlerle paylaşmam gerekiyor’. Şimdi iki tane Türk araştırmacı var yanımda ve umarım onlar benden daha güzel işler başarırlar. Eğer bilim insanı ya da öğrenci politik gerekçelerle strese girerse, saçma sapan egolar yüzünden kendini yetersiz hissederse onun yapacağı bilim engellenmiş olur. Bizim bu yüzden yüreklendirmemiz lazım gençleri. Ama boş güven de çok kötü bir şey. Benim laboratuvarımda kimse -miş gibi yapmaz; yani biliyorsan biliyorsundur, bilmiyorsan öğrenirsin. Budur felsefemiz. Newton’un dediği gibi, biz devlerin omuzlarından bakıyoruz geleceğe. Yani bilim bir birikimin ürünü. Ben bugün bir parça koyuyorum yarın öğrencim koyacak, buradaki hocalar koyacak ve böyle ilerleyeceğiz. Bilim bir kişinin egosunun alet edilebileceği bir şey değil; kollektif bir çabanın ürünü ve bence insanlığın başardığı en inanılmaz şey. Yani bu merak duygusu ile başlayan şey belki hayatın anlamına yön verecek. Hastalıklardan falan konuşuyoruz ama bunun altında bence insan olmanın erdemi de yatıyor.

EN ZORU İYİ BİR İNSAN OLMAK

34 yaşındayım ve şanslıyım ki erken yaşta bilim yapmak adına bir farkındalığa eriştim. Bu farkındalığın temelinde şu yatıyor; başarının esiri olmamalıyım. Her zaman için kritik düşünme ile hem kendimi hem de bilimsel sistemi tahlil etmeliyim. Ve son olarak da iyi bir insan olarak kalmalıyım. Çünkü bu işin temelinde bu var. Ben bilimin bu gücüne inanıyorum. Bizi daha güzelleştireceğine, daha iyileştireceğine inanıyorum. O yüzden en son aşamaya onu koydum. Yani iyi biri olmanın erdemi her şeyin üzerinde. Babamın bana vasiyeti bu. Babam bana dedi ki ‘nereye gidersen git, ne yaparsan yap, ne kadar başarılı olursan ol yeter ki iyi bir insan olmak için çabala. Onu yaparsan geri kalan her şeyi iyi yaparsın zaten.’ İyi bir insan olmak da en zoru sanırım.

İLGİLİ HABERSon yılların en çok sorulan sorusu: Kanserden korunmak için ne yemeliyiz?Son yılların en çok sorulan sorusu: Kanserden korunmak için ne yemeliyiz? İLGİLİ HABERBağışıklık sistemi ve kanserin savaşı: Mekanizma nasıl çalışıyor?Bağışıklık sistemi ve kanserin savaşı: Mekanizma nasıl çalışıyor?
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp Paylaş more