Sözcü Plus Giriş

Pandemi tiyatro ve müzik sektörünü vurdu! ‘Plajdaki kalabalığa göz yumup…’

Pandemiden en çok etkilenenlerin başında eğlence ve etkinlik sektörü geliyor. Biletix, SÖZCÜ'ye yaptığı açıklamada iptal edilen etkinliklerin sayısının 3 bin 200'ü aştığını belirtti. Birçok insan fiilen işinden olurken sanatçılar bir çözüm, en azından bir adım bekliyor: "Müzisyenlerin canı kalmadı ve çok daha zorlu bir kış var önümüzde..."

Metin AKTAŞOĞLU
Güncellenme: 12:44, 19/12/2020
Pandemi tiyatro ve müzik sektörünü vurdu! ‘Plajdaki kalabalığa göz yumup…’

Türkiye’de pandemi sürecinin nasıl yönetildiği ilk vakanın resmen açıklandığı günden bu yana ciddi bir tartışma konusu. Zor kararları gerektiren bu zor zamanlarda atılan adımlar, alınan kararlar, normalleşme süreci ve ‘yeni normal’ hep tartışıldı, tartışılmaya da devam edilecek.

Tüm bu tartışmalara şekil veren argümanların içinde pandeminin ekonomik etkileri de yer alıyor ve haliyle kararlar bu perspektif de ele alınarak değerlendiriliyor. Pandemiden etkilenen sektörler arasında tiyatro ve müzik sektörü de önlerde yer alıyor. Sektörün paydaşlarının büyük bir çoğunluğu önlem olarak karşılarına çıkan iptaller ve ertelemeleri haklı bulmakla birlikte özellikle bu iki sektörün ‘normalleşme’ sürecinde göz ardı edildiğinden şikayetçi.

Peki bu durum, iptaller ve ertelemeler ne boyutta?

İlginizi ÇekebilirSanatçılardan sosyal medyada yeni kampanya: #MüziğeSesVerSanatçılardan sosyal medyada yeni kampanya: #MüziğeSesVer

İlk örnek olarak kendimden başlayayım. 14 Ocak 2020’de, 28 Şubat 2020 tarihinde gerçekleşmesi beklenen Altın Gün konserine bilet almıştım. Corona nedeniyle konser, 18-19 Eylül tarihine ertelendi. Ancak tek bir erteleme yeterli olmayacaktı. 31 Ağustos 2020’de konserin yeniden ertelendiği bilgisi geldi. Ancak bu kez yeni tarih duyurulmadı. Konser bir noktada gerçekleşecek mi kestirmek güç ancak buradan yola çıkarak genel tabloya baktığımızda sorunun büyüklüğünü rahatlıkla görebiliyoruz.

‘3 BİN 200’ÜN ÜZERİNDE ETKİNLİK İPTAL OLDU’

Konuyla ilgili olarak Sozcu.com.tr’ye açıklamalarda bulunan Biletix Genel Müdürü M. Kemal Erdine, “Mart ayının ikinci haftası itibarıyla, Biletix olarak bilet satış ve dağıtımını üstlendiğimiz 3 bin 200’ün üzerinde etkinlik iptal oldu, 400’ün üzerinde etkinlik ise ertelendi” ifadelerini kullandı.

Biletix Genel Müdürü M. Kemal Erdine, “Kültürel etkinlikler Türk toplumunun en önemli parçalarından biri ve etkinliklere katılımın özlendiğini görüyoruz” dedi. Fotoğraf: Biletix

Seyircisiz gerçekleştirileceği kararı çıkmadan evvel organizatörlerin aktardığı bilgiye göre 10 binden fazla bilet satılan Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix 2020 de dahil olmak üzere tüm organizasyonlarda bilet iadesi çalışmalarının sürdüğünü aktaran Erdine, “Ekibimiz binlerce etkinliğin bilet iadesini yapmak için çalışıyor ve her bir geri ödeme işlemi tamamlandı. Bu, Formula 1 DHL Türkiye Grand Prix 2020 etkinliğinin seyircisiz yapılacağına dair son duyuruyu takiben yapılan tüm iadeleri de içeriyor. Sanatseverler bir numaralı önceliğimizdir ve ekibimizin bu süre boyunca onlara yardımcı olmak için yaptığı ve yapmaya devam ettiği işten çok gurur duyuyorum” dedi.

ʻʻ
Sanatseverlerin çoğu yeniden planlanan şovlar için biletlerini ellerinde tutuyorlar ve bu da canlı eğlence talebinin kesinlikle orada olduğunu kanıtlıyor.
Biletix Genel Müdürü M. Kemal Erdine

Türkiye’nin en önemli caz piyanistlerinden biri olan Selen Gülün’le konuştuğumuzda o da net bir eleştiri getiriyor: “Bu yalnızlaştırılma ve sahipsizlik içinde, elbette devletten beklediğimiz kültürel ve sanatsal aktivitelere maddi ya da manevi destek gelmedi. Bu arada öyle acayip şeyler oluyor ki ülkede, konu bir türlü müzisyenlerin yaşamsal sorunlarına gelemiyor sanırım. Yoksa bu sessizliğin başka bir açıklaması olamaz.”

‘İBB’NİN DESTEKLEDİĞİ ETKİNLİKLERİN İPTALİ SİYASİ BİR KARAR’

Sektörün durmasının sesçi, ışıkçı, menajer, güvenlik görevlisi gibi birçok farklı alanda çalışan insanın işsiz kalması anlamına geldiğini de aktaran Gülün, “İBB’nin desteklediği açık hava konserlerinin ve diğer açık alan müzik etkinliklerinin iptalini siyasi bir karar olarak algılıyorum. Biz aylardır mevsim müsait, dışarılarda önlem alındığında çalabiliriz diye hevesle sonbaharı bekledik. Kapalı mekanlar açık, bir kısmında herhangi bir denetleme olmadan canlı müzik bile çalınırken kontrollü gerçekleşen sosyal mesafeli açık hava konserlerinin iptalinin haklı gerekçesi olamaz” ifadelerini de kullandı.

Selen Gülün: “Müzisyenlerin canı kalmadı ve çok daha zorlu bir kış var önümüzde…” Fotoğraf: İKSV

Selen Gülün çarpıcı bir detaya daha değiniyor: “Belli ki sektörde hiçbir şey işlemiyormuş. Bu öz eleştiriyle başlarsak, dayanışmaya kapı aralayabiliriz. Sosyal sigortası olmayan, aylardır hiç para kazanamamış, tüm yatırımını iyi bir müzisyen olmak için harcamış ve bu hayatı kurgulayabilmek için zaten bir çok özveride bulunmuş kişilerden anlayış beklemek yerine bu insanların başrolde olduğu sektöre nasıl can katabiliriz bunları konuşmamız gerekiyor. Müzisyenlerin canı kalmadı ve çok daha zorlu bir kış var önümüzde…”

Daha sonra pası yeniden müziğe atmak üzere tiyatroya dönelim ve Selen Gülün’ün tabloyu ortaya koyduğu müzisyen ve sektör çalışanı profillerinden çok da uzak olmayan bir başka profile dönelim. Tiyatro sektöründe ‘freelance’ olarak çalışan Ş. Buğra Akkemik ise pandemi sürecinin büyük bir kısmını işsiz geçirdiğini aktardı. İstanbul Bilgi Üniversitesi Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi’nden 2016’da mezun olan ve o günden bu yana sektöre emek veren Akkemik, pandemi sürecinden önce kendisini maddi ve manevi olarak tatmin etmeyecek işleri kabul ettiğini de dile getirdi.

SÜRECİN ÇOĞUNU İŞSİZ GEÇİRDİM
'Çalıştığım tüm projeler iptal ve ertelemeler sonucunda tamamen durma noktasına geldi. Ben de bu sürecin çoğunu işsiz bir şekilde evde geçirdim. Yaz boyunca sadece açık alanlarda gerçekleştirilen çok az sayıdaki etkinliklerde çalışabildim. Son olarak birkaç aydır hazırlıklarını yaptığımız ve açık alanda gerçekleştirmek istediğimiz bir proje de ilgili makamlardan gerekli izinler alınamadığı için iptal edildi. İstanbul'da ailemle beraber yaşadığım için henüz başka bir sektörde iş yapma kararını alma noktasına gelmedim.'

 

Zaten zorluklar içinde ilerlemeye çalışan özel tiyatroları daha büyük zorlukların bekleyebileceğini söyleyen Akkemik, “Kısa vadede pek çok kurumun daha fazla dayanamayarak kapanacağını düşünüyorum. Özellikle bir mekanı olan ve bunun gereği olarak kira, vergi, personel maaşı, elektrik, su, temizlik gibi giderleri olan kurumlar çok zor durumda. Daha şimdiden bazılarının kapandığını veya kapanma tehlikesi yaşadığını gördük; henüz medyaya ve sosyal medyaya yansımayanlar da var. Kriz ortamı devam ettikçe bu gibi haberleri daha büyük ekonomik gücü olan kurumlar için de duyacağımızı düşünüyorum. Bir de şu anda tek tük gerçekleştirilen tiyatro etkinliklerine baktığımda bağımsız tiyatroların payının çok yıkıcı bir oranda düştüğünü gözlemliyorum” diye konuştu.

Tiyatro izleyici sayısında geçen yıla oranla ciddi azalmalar kaydedildi. Şehir Tiyatroları, 2019’da, aylık ortalama 51 bin 689 seyirciye ulaşırken, 2020 yılında, COVID-19 sebebiyle bu sayı 24 bin 503'te kaldı. Aylık ortalama etkinlik sayısı, 2019’da 446, 2020’de ise 263 oldu.

Fotoğraflar: Serdar Aydın

Görüşüne başvurduğumuz bir diğer isim de Alp Ersönmez oldu. Türkiye’nin en önemli bas gitaristleri arasında gösterilen ve caz performanslarının yanı sıra Tarkan’a da turnelerinde eşlik eden Ersönmez, sektörün büyüklüğüne vurgu yaptı:

“Her zor zamanda, sorunlu toplumsal olayda olduğu gibi sanat ve sanatçı yine korunmadı ve korunmuyor. Sanat çok büyük bir sektör ve sadece eser sunan insan olarak değerlendirmemek gerekiyor. Konser çıkışında köfte satan, piyano taşıyan, konserde koltuğa yastık veren de hep bu sektörün çalışanı. Sektörün en önemli açığı, ciddi ve işlevini hakkıyla yerine getiren bir sendikanın olmayışı. Plajlarlardaki kalabalığa göz yumup, sanat sektörünün de talebi olan ‘kontrollü etkinliklere’ önce çok sınırlı sayıda izin verip daha sonra bunları iptal etmek, önlem değil cezalandırma oluyor.”

‘ONLARCA İNSAN FİİLEN İŞTEN ÇIKARILMIŞ OLUYOR’

Ersönmez ayrıca “Borcu olanın, gündelik kazançla yaşayan pek çok sektör çalışanının evinde ne pişiyor düşünebiliyor musunuz” derken dikkat çeken bir gerçeğe de “Sanayide veya ticarette işten çıkarma yasak belki ama sanat öyle bir sektör değil. Konser yapılmadığı zaman onlarca insan fiilen işten çıkarılmış oluyor. Başka bir iş yapamayacak olan kalifiye pek çok sektör çalışanı evinde bekliyor” şeklinde vurgu yaptı.

Yeşim Özsoy: “Çoğu insan durumun vehametinin farkında değil. Çoğu sahne kapandı. Kapanmak zorunda.” Fotoğraf: Tiyatro Kooperatifi

Krize değinmişken tiyatro sahnesine geri dönmekte fayda var. Tiyatro Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yeşim Özsoy da görüşüne başvurduğumuz isimlerden. Yakın zaman önce Galata Perform’u kapatmak zorunda kalan Özsoy, 2013’ten bu yana bir kriz yaşandığının da altını çiziyor:

“Bizim mekanımızı kapatmamız ise aslında tiyatromuzda var olan 2013 sonrası çöküşle alakalı. Devletin, Devlet ve Şehir tiyatrolarına kontrollü desteğinin dışında; sansürün olmadığı, tiyatroların piyasaya mahkum olmadığı bir denklem yaratılması şart.”

'GİDERLER AZ AMA...'
'Sanırım genel seyirci işin farkında değil. Özellikle tiyatro nezdinde, özel tiyatroların statüsü ve var oluşu hakkında çok bir bilgileri yok. Bu iletişimi sağlamamız lazım. Çoğu insan durumun vehametinin farkında değil. Çoğu sahne kapandı. Kapanmak zorunda. Özellikle küçük ve orta ölçekli sahneler çok zorlanacaklar. Giderler az ama pandemi denkleminde gösterim yapmak da çok zor.'

Pandemi sürecinin muhtemel etkisine de değinen Özsoy, “Bu dönemde zaten ‘ticari’ bir alanda olup, bilet satışına dayanan tiyatrolar sıkıntı çektiler tabii. Bu bizim genel olarak yapısal sorunlarımızdan kaynaklanıyor. Güvencesiz alan, arazlarıyla daha da kötü bir şekilde ortaya çıktı. Geleceğe dönük bir yaprak dökümü başladı. Bu yaprak dökümü devam edecektir. Tiyatrolar, kendilerini adapte edip seyirciyle ilişkisini kurarak yardım aldığı sürece ayakta kalacaktır” dedi.

Durumun sorunlu olduğu aşikar ve ufukta da ne yazık ki yerel yönetimlerin girişimleri dışında çözüm ışığı görünmüyor. Yaz döneminde bir kısım etkinliklerin gerçekleşebildiğini göz önüne alırsak havaların soğuyacağı dönemde kapalı alanlarda yapılması planlanan etkinliklerin akıbeti de belirsiz olacak.

Aynı zamanda ülkemizde düzenlenen uluslararası festivaller de seyahat engelleri nedeniyle ya tamamen iptal oldu ya da yerel sanatçıların katılımıyla online olarak düzenlendi. İKSV’nin düzenlediği İstanbul Caz Festivali de böyle bir festival oldu. Öde-izle yöntemiyle online konserler şeklinde sanatseverlere sunulan festivalde, Selen Gülün de çaldı, Alp Ersönmez de.

İKSV, İstanbul Caz Festivali’nden sonra İstanbul Müzik Festivali’ni de online olarak gerçekleştirecek.

Alp Ersönmez bununla ilgili olarak “YouTube kanalları ve online performanslar daha aktif olacak. Telif sistemi daha iyi çalışmalı” derken “Online konser fikri gelecekte müziğin normali olur mu” sorusuna ise “Sanmıyorum. Ama konserlerde insanların rahat davranabilmesinin önünde uzun bir zaman var” şeklinde yanıt verdi. Aynı soruya Selen Gülün’ün yanıtı ise şöyle oldu:

“Yeni normalin ne olacağı konusunda bir şey öngörmek çok zor bence şu anda. Başta bir online konser yağmuru oldu ama sonra kendiliğinden sönümlendi… Müzisyenlerin parasız, karşılıksız çalışması, çalması, üretmesi beklentisinin oluşacağı herhangi bir platforma şiddetle karşı olduğumu açıkça belirtmek isterim. Biletlerde hak paylaşımı ve teliflerde özen olmayan hiçbir anlaşmanın yapılmaması gerektiğini düşünüyorum. Müzisyenin olmadığı, yok sayıldığı herhangi bir ortamda müzik de olamaz. Konu bu kadar basit.”

İlginizi ÇekebilirMüzik dinlersen covid bulaşıyor!Müzik dinlersen covid bulaşıyor!İlginizi ÇekebilirEğlence sektörü isyanda: Böyle giderse batarız, finans sektörü akbaba gibiEğlence sektörü isyanda: Böyle giderse batarız, finans sektörü akbaba gibi
Yayınlanma Tarihi:15:07,