Hizmetlerimizi yerine getirirken karşılaştığımız en önemli sorunlarımızdan biri de, kısıtlı bütçe imkânlarıdır.“ Kim bu mağdur kurum? Diyanet...
Faaliyet raporunda böyle yazıyor. İşin açıkçası bu durum bu yıla özgü değil... Her yıl için yazılan faaliyet raporunda kopyala-yapıştır şeklinde matbu olarak karşımıza çıkıyor. Sonrasında da; “Geniş bir coğrafyada 120 bin personelle, Anayasal ve yasal görevlerimizi tam anlamıyla ifa edebilmemiz için, güçlü mali kaynaklara sahip olmamız gerekmektedir” diye devam ediyor.
O, 120 bin rakamına takılmayın. 2013 yılında 100 bin idi, 120 bine çıktı hâlâ geniş coğrafya... 200 bine dahi çıksa coğrafya aynı geniş coğrafya... “Son kaç kişiye bağlarız bu işi?” diye sormak lazım. Sonu yok ki!
“Allah versin!” de demiyoruz
Raporu okuyan da, sevabına iş yapıyorlar sanacak.
Diyanet İşleri Başkanlığı 2016 yılı için, 6 milyar 482 milyon 979 bin liralık bütçe ile aralarında Bilim ve Sanayi, İçişleri, Kültür ve Turizm, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Gençlik ve Spor ile Dışişleri Bakanlıklarının da bulunduğu 12 bakanlıktan daha fazla bütçe ödeneği aldı.
Bu kadar bütçeyle sevap işlerinin yanı sıra milli güvenliğe de katkı sağlaması gerekir. Ne de olsa Milli İstihbarat Teşkilatı da 1 milyar 636 bin 803 liralık bütçesi ile, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın dörtte biri kadar!
İnsana yaşarken değer vermeye daha müsait olan bakanlıkları katlayan bütçesiyle Diyanet İşleri Başkanlığı 2006 ve 2015 yılları arasındaki 10 yılda da başlangıç ödeneğini her yıl aştı. Tek bir yıl boş geçmedi! Yapılan yardım ve bağışlar da açığı kapayamadı. Sahi onlar ile ne yapıldı?
Peki, “bu parayı nerede harcıyorlar?” diye sorarsanız, stratejik hedefleri var; “Ahlaki yozlaşmayı önleyici çalışmaları artırmak!” ve “Toplumsal problemlerin çözümünde etkin rol almak!”
İmam, imam olmayınca
Onca paraya rağmen Diyanet İşleri 6 bine yakın camide imam yok diye kadro istiyor, alamıyor. Alsa da zaten imam bulamıyor.
Neden? İmam hatip liselerini veya ilahiyat fakültelerini bitirenler din görevlisi olarak camilerde değil, birçok bakanlığın kurumlarında ve bürokraside iş yapar hale geliyorlar. Haliyle sistem tıkanıyor. Camiler boş kalıyor.
Neyse ki “babanın kızına şehvet duyması haram değildir” fetvasından sonra Diyanet, “190 Alo Fetva” hattını kapatacağını açıkladı. Masraf kapılarından biri kapandı.
Bir de Türkiye Diyanet Vakfı’nın kesilen kurbanların sadece yüzde 2’sini dağıtıp, kalan kısmının gelir olarak Vakfın kasasına girmesi var.
Mercedes’i de Cumhurbaşkanı verdi. Allah kabul etsin, âmin.