‘Dondurmam Gaymak’ çok özel bir filmdi. Hem güzel bir seyirlikti ve çok komikti hem de bizi Yüksel Aksu gibi özel bir insanla tanıştırdı. Yüksel Aksu şimdi aynı bölgeyi yeni filmi ‘İftarlık Gazoz’la ziyaret ediyor.
Ve ‘Dondurmam Gaymak’tan daha sıcak, sinematografik açıdan daha zengin bir dille anlatıyor Türkiye’nin bugününü hazırlayan iklimi.
Ege’nin güzel doğası ve daha ilk kelimesinde insanın yüzünde tebessüm oluşturan aksanıyla film beni o çok özlediğim eski Türkiye’ye götürdü. Hani çocukluğumuzun her şeye rağmen mutlu geçtiği, böylesine kutuplaşmamış, hâlâ birbirimize tahammül edip belli noktalarda birleşebildiğimiz Türkiye’ye.
Küreselleşmenin bugünkü gibi her yerimizi sarıp sarmalamadığı ve şehir gazozunun, mahalleye gelen dondurmacı amcanın hayatımızın en büyük lüksü olduğu günlere...
Film, sol çatışma ve din ekseninde güzel bir yere konuşlanmış. Her ne kadar hikaye zaman zaman yönünü yitirip mesajına güç kaybettirse de yine de zevkle izleniyor.
Bu başarıda çocuk oyuncu Berat Efe Parlar’ın ve Cem Yılmaz’ın payı büyük.
Tabii bir de Aksu’nun tütün tarlalarında çektiği masalsı sahnelerin...
Uzun zamandan beri ilk kez bir yerli filmi bu kadar büyük bir keyifle izledim. Hikaye biraz daha cesurca işlenseymiş film klasik olabilirmiş.
Ama yine de verilen bilet parası helal olsun.


Cem Yılmaz’a dair


Onu ilk kez, yıllar yıllar önce Leman Kültür’de izlediğim an, bu zapzayıf, hafif kepçe kulaklı adamın hayatımın vazgeçilmezlerinden olacağını bilmiyordum. Ama hayatımda izlediğim en özgün, en komik gösteriye tanık olduğumdan ve Cem Yılmaz’ın müthiş kabiliyetinden hiç şüphem yoktu.
Leman Kültür’deki gösterinin üzerinden yıllar, nice filmler ve stand-up gösterileri geçti.
Zaman zaman eleştirdiğim de oldu ama içimdeki Cem Yılmaz sevgisi giderek arttı.
Şimdi ise ‘İftarlık Gazoz’ filmiyle saygım da arttı. ‘Av Mevsimi’yle bu yola girmişti ama şimdi Yüksel Aksu’nun bu filmiyle bambaşka bir seviyeye çıkardı aktörlüğünü.
Cem Yılmaz çok güzel yaş alıyor. Sanki neslinin Şener Şen’i olmaya doğru gidiyor.
Minik bir kasabada yaşayan gazozcu Cibar Kemal rolüne o kadar güzel çalışmış ki, film boyunca bir saniye olsun bu adamın küçük bir bisiklet, dükkan ve mobiletten başka malı olmayan, gönlü kocaman Cibar Kemal değil de ülkenin en zengin ve yaratıcı isimlerinden biri olduğu akla bile gelmiyor. Cem Yılmaz başka yönetmenlerle çalışarak, hem bir yönetmen ve senarist hem de çok iyi bir aktör olarak kendini müthiş geliştiriyor. Bu durum, umarım önümüzdeki beş yıl onu böylesi müthiş prodüksiyonlarda izleyeceğimiz anlamına geliyordur.
Ve umarım Yılmaz’ı Şener Şen’le bir komedi filminde görme hayalim de gerçekleşir. Tebrikler Cem Yılmaz. Umarım hikayenin devamı da gelir ve Cibar Kemal’in meyveli gazozlarıyla bir film daha izleriz.