Sevgili okuyucularım, Sivas’ta 1993 yılının 2 Temmuz günü korkunç bir saldırı oldu. Pir Sultan Abdal şenliklerine katılan ve çoğu Alevi yurttaşlarımızdan oluşan aydınlarımıza düzenlenen vahşi saldırıda tam 35 kişi yakılarak öldürüldü. Saldırganlardan kaçarken Sivas’ın göbeğindeki Madımak Oteli’ne sığınmışlardı. Kalabalık bir kitle Alevileri protesto etmek için toplandı. İçlerinde çember sakallı, takkeli tipler vardı ve tekbir getirerek saldırıya geçtiler. Ortalıkta onları koruyacak asker ve polis yoktu. Sığındıkları Madımak Oteli saldırganlar tarafından ateşe verildi. Çıkarılan yangında 35 Türk aydını diri diri yanarak can verdi. Aziz Nesin ve birkaç kişi daha canlarını son anda kurtardılar. Ülkemizde yaşanan en büyük vahşetlerden birine 20 yıl önce tanık olmuştuk. İrticanın, gericiliğin, yobazlığın vahşeti idi. Bu süreçte katillerin savunmasını ve avukatlığını üstlenenlerin çoğu daha sonra AKP’li oldu, bazıları belediye başkanı, milletvekili yapıldı.

***
Evet, aradan tam 20 yıl geçti... Ve Madımak dosyası uyumaya terk edildi. Bu olay nedeniyle hapis yatan bir kişi bile yok. O insanları yakanlar bilerek yakalanmadı. Bazıları yurtdışına kaçtı, hiçbiri hakkında gerekli başvurular yapılmadı. Güya aranan elebaşılardan biri, bir süre önce Sivas’ta öldü. Meğer polisin ve yargının gözleri önünde evinde yaşıyormuş, hiçbirinin haberi olmamış! Evinde yaşadığı ve kendisinin hiçbir biçimde aranmadığı, ancak ölünce ortaya çıktı. Olaydan dokuz yıl sonra adına AKP denilen bir parti Türkiye’de iktidar oldu. “Fikir ve ifade özgürlüğü, yargı bağımsızlığı” gibi yutturmaca kavramların ardına sığınan bu parti 10 yılı aşkın bir süredir iktidarda ve Madımak olayı ile ilgili bir tek adım bile atmadı. Olay araştırılmadı, üzerine gidilmedi. Yargıya havale edilen göstermelik dosyalar zaman aşımı sürecine girdi. Bu süre içerisinde ortaya yeni bilgiler ve belgeler ortaya çıktı ama kime ne!.. Katilleri bundan sonra yakalasanız bile iş işten geçmiş olacak.

***
Madımak olayı, Türkiye’de belli kesimler tarafından sürdürülen Alevi düşmanlığının en somut örneklerinden biridir. Onlar Alevi yurttaşlarımızı sevmez, hatta nefret ederler... Çünkü Aleviler bu ülkede Atatürkçülüğün ve laikliğin sigortasıdır. İçlerinde elbette başka doğrultuda olan kişiler de çıkmıştır. Örneğin Tayyip’in 63 kişilik akiller çadır tiyatrosunda görev almayı içine sindiren İzzettin Doğan bunlardan biri. Satılık ve yandaş medyada hiç sıkılmadan Tayyipçilik yapan Alevi köşe yazarları ve ekran yorumcuları -az da olsa- var. Zaten iktidarın bütün amacı da bu tipleri kullanarak, kendisine düşman olarak gördüğü Alevileri bölüp parçalamak. Şimdi bu plan uygulanıyor. Madımak, Türkiye’nin bugüne kadar tanık olduğu en acımasız, en vahşi olaylardan biri, ülkemizin utancıdır. İnsanlar, yobaz sürüleri tarafından cayır cayır yakılmıştır. Hepsine Allah’tan rahmet, bu davayı örtbas eden iktidar yetkilileri ile yargı kurumlarına da insaf diliyorum.

Ülkemizin ilginç olayları!

Sevgili okuyucularım, şu ülkede yaşananlara tanık olunca hepimiz şaşırıyoruz. Size geçtiğimiz pazar gününden birkaç örnek vereyim. O gün Türkiye’nin dört bir yanında protesto yürüyüşleri ve diploma törenleri vardı. Diyarbakır’da hükümete karşı protesto, İstanbul’da Fenerbahçe, yine İstanbul’da eşcinsel yürüyüşü... Çeşitli üniversitelerin diploma törenlerinde yine hükümet protesto ediliyordu. ODTÜ, Başkent, Hacettepe, Ankara Üniversitesi ve ötekiler... Başta ODTÜ olmak üzere binlerce mezun öğrenci sloganlar atıyor, ellerinde muhteşem pankartlarla geçit töreni düzenliyordu. Çalışma Bakanı Faruk Çelik’in kızı Zeynep Çelik’in, Hacettepe İngilizce Tıp Fakültesi’ne Rektör Murat Tuncer’in torpiliyle girdiğini belgelemiştim. O da kürsüde öğrenciler tarafından protesto ediliyordu. Gazi Koşusu’nda ise binlerce kişi İstanbul Valisi’ni protesto ediyor, slogan atıyordu. Fenerbahçe’nin yürüyüşü ilginçti. Bazılarına göre yürüyüşün amacı UEFA’yı protesto etmekti. İyi de, o kalabalığın ellerinde niçin Atatürklü Türk Bayrakları vardı? Aslında protesto edilen, Fenerbahçe’yi tasfiye etmeye kalkışan iktidar ve Fethullah cemaati idi. Önümüzdeki aylar çok sıcak geçecek. Şimdi okullar tatil oldu, insanlar tatil yerlerine gitti. Ama bunun dönüşü var! Örneğin maçlar başlayınca bu kez tribünler ses verecek, Tayyip’lerin vesairelerin kulakları stadyumlarda çınlayacak. Sokaklar yine şenlenecek...

***
Mısır’a bakınız! Şeriatçı bir devlet başkanının gitmesi için kitleler yine Tahrir Meydanı’nda. Mısır polisi gösterileri niçin TOMA, Akrep gibi araçlarla önlemez!.. Niçin kalabalığın üzerine zehirli gaz sıkmaz, niçin coplayıp dövmez!.. Ne aciz polis bu!.. Mısır Ordusu devreye girdi, hükümete ültimatom verdi. Bizim orduya çok teşekkür ederiz, böyle işler yapmıyor! Bizim ordu kışlasına çekilmiş, olanları hiç umursamadı bile! Kışla rahat, ağaç dikersin falan, etliye sütlüye karışmazsın olur biter. Gözünün önünde Kuzey Irak’a geçiş yapan teröristleri yolcu edersin, yine olur biter! Aman, kimse rahatını bozmasın.

***
İçişleri Bakanı Muammer Güler açıkladı: “Doğu ve Güneydoğu’da 68 karakolu kapadık!” Niye kapadılar?.. Çünkü PKK öyle istiyor. Bir hükümet terör örgütünün karşısında teslim bayrağını çekerse olacak budur... PKK ve Kürtçüler artık açıktan bastırıyor: “Bölgede yeni karakol istemiyoruz.” Lice’de bir karakolu işte bu yüzden bastılar, bir kişi öldü, bir askerimizi kaçırdılar. Hükümet açıklama yapıp olaya kılıfı hazırlamaya çalışıyor: “Bu baskın uyuşturucu için yapıldı.” Bu gibi açıklamaları kimse yemez.

***
Türkiye’yi İmralı Adası’ndan yönetmekte olan Apo’nun ziyaretine kardeşi gitti ve dönüşte abisinin isteklerini sıraladı: “Ada çok rutubetli. Adanın ortasında kalıyor. Her tarafı denizle çevrili ve çok rutubetli. Dolayısıyla biz kaldığı yerin değişmesini istiyoruz... Abim bağımsız bir doktor heyeti istiyor çünkü ağzında ve burnunda yanmalar var!” Geçmiş olsun canım! O yanmalar senin emrinle şehit edilen tam 6.200 asker ve polisimizin ve öldürttüğün binlerce sivilin ah’larıdır.

***
İmralı’da bu şahsın emrinde nice uzman doktorlar var, en geç haftada bir kez baştan aşağıya muayene ediliyor ama Apo bununla yetinmeyip ne demekse “Bağımsız doktor heyeti” istiyor. Kaldığı yerin değişmesini de istiyor! Çok ince bir istek: Başka bir deyişle “Özgür kalmayı” istiyor. Apo’nun tahliye edilmesi AKP hükümetinin kafasındaki birinci öncelik. Hem örgüte, hem de BDP’ye bu güvenceyi verdiler ama biraz sabırlı olunmasını istediler. Türk Milleti’nden korkmasalar derhal bırakacaklar da, biraz zor geliyor! Sıkar.