Kürsüye çıkıp “Bir insanlık dramı yaşanıyor Suriye’de” deyip insanları duygulandırmak başka, akılcı olmak başka... Esad’ı devirme uğruna Suriye iç savaşını biz körükledik... Bariz bir biçimde IŞİD’ın kurulmasına da biz ön ayak olduk. İyi halt ettik! Buyurun fatura önümüzde duruyor. Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonra Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin gelen Suriyelilere bugüne kadar harcadığı parayı 4.5 milyar dolar olarak açıkladı. Bu miktar sadece harcanan... Alternatif maliyetlere bakarsak, halen kaçak olarak çalışan ve ucuz iş gücü olarak kullanılan, Türk vatandaşlarının işini, aşını elinden alan Suriyeli sığınmacılar söz konusu...
Ne vereyim abime?
Şimdi de millet işsizlikten kırılırken oturup Suriyeliye iş bulma derdi bizi gerdi... Çalışma Bakanı açıklıyor, Suriyelilere iş bulunacak... Önümüzdeki günlerde açıklanacak eylem planı ile Suriyelilere çalışma izni verilecek.
Yani? Olay şu; sayıları 2 milyona yaklaşan sığınmacı, kaçak olarak yer aldıkları ülkemiz çalışma hayatına resmen dâhil edilerek “kayıtlı ve ucuz işgücü” ne dönüştürülüyor.
Hatta Suriyeli sığınmacılar, illerin açık istihdam pozisyonlarına göre o illerde ikamet alamamış olsalar bile çalışma izni alabilecek. Bir sonraki aşamada ise işverenlere, daha düşük SGK primi ödeme kolaylığı getirilmesi öngörülüyor. Hepimiz biliyoruz ki; Şu an geçici mülteci gözükseler de bu insanların çoğu Türkiye’de kalıcı... Bir de iş bulurlarsa geri dönecek olan da kalır...
Kelepir işçi
Türkiye’de aktif iş arayan işsiz sayısı 2.9 milyon, dar tanımlı işsizlik oranı yüzde 9.8... Umudunu yitirip iş aramayı bırakanlarla birlikte toplam işsiz 5.5 milyon, yani yüzde 17 oranında...
Bu kadarla da kalmıyor; 3,5 milyon kişi, tarım ya da ticaretle uğraşan ailesinin yanında “ücretsiz aile işçisi” olarak tasnif ediliyor. 57 milyonu aşan 15 yaş üstü nüfusun 28 milyona yakını işgücü dışında yer alıyor; bunların da 12 milyona yakını ev hanımı... Adam işveren... Zaten zorda... Günü döndürmeye uğraşıyor... Haliyle yüzde 50 daha az ücrete razı Suriyeliler, sigorta primi, vergi yükü de olmadığı için işverenlerce tercih ediliyor. Kaçak çalıştırılan bir Suriyeli mültecinin işverene maliyeti, bir Türk işçinin üçte biri düzeyinde bulunuyor.
Diyeceğim odur ki; “Misafirin iyisi gelir geçer kuş gibi... Kötüsüyse oturur daima baykuş gibi...”