Atatürk’ün Cumhuriyeti, Türk devriminin de amacı ve dayanağıdır.

Her demokratik rejim, cumhuriyet değildir.

Ancak cumhuriyet, demokrasinin en gelişmiş şeklidir.

Atatürk’ün Cumhuriyeti, halka dayalı demokratik bir yönetim biçimidir.

***

Türk Devrimi’nin cumhuriyet anlayışı, kişi, zümre ya da soy egemenliğine dayanmaz.

Toplumun tümünü kapsayan, kamu yararını esas alan bir rejimdir.

Batı’da ya da Doğu’da görülen, hiçbir cumhuriyet sistemine benzemez.

Milli egemenliğe dayanır ve toplumun refahını amaçlar.

Toplumun ve devletin gücü, yalnızca ulus ve halk için kullanılır.

***

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), emperyalist işgale karşı, halkın temsilcileri ve bizzat halkın kendisi tarafından
oluşturulmuştu.

Aynı durum, diğer kurumlarda da geçerliydi.

Bu kurumlarda görev yapan insanlar, en üstten en alta, tümüyle halk kökenliydi.

TBMM, dünya siyasi tarihinde örneği olmayan demokratik ve mücadeleci bir yönetim organı, benzersiz bir temsil
kurumuydu.

Yetki ve yaptırım gücünü, kökleri Göktürk boylarındaki katılımcılıktan, Anadolu Ahi paylaşımcılığından ve Kuvayı
Milliye Ruhu’ndan alıyordu.

***
İstiklal Savaşı’nı gece gündüz, ara vermeden yöneten Meclis’te, toplumun hiçbir kesimi dışlanmamıştı.

Köylüler, askerler, din adamları, tüccarlar, aşiret ve tarikat şeyhleri, esnaf temsilcileri, doktorlar, avukat ve
gazeteciler, aynı çatı altında tek bir amaç çevresinde birleşmişti.

***

Mustafa Kemal, Cumhuriyetçilik anlayışını şu sözlerle anlatır:

“Türkiye milliyetçi, halkçı, devletçi ve devrimci bir cumhuriyettir... Yurttaşların kişisel ve toplumsal özgürlüğünü,
eşit ve dokunulmaz kılmak, mülkiyet haklarını saklı tutmak, cumhuriyetin temel özelliğidir...”

***

Mustafa Kemal, Cumhuriyet’i en büyük başarı olarak kabul eder.

“Başardığımız işlerin en büyüğü, Türk kahramanlığı ve yüksek kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir...”
Atatürk’e göre:

Kaynak olarak ekle

“Cumhuriyet, yüksek ahlaki değer ve niteliklere dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet erdemdir...”

***

Atatürk ilkelerinden biri olan Milliyetçilik, antiemperyalist bir nitelik taşır.

Tam bağımsızlık ruhuna dayanır.

Emperyalizmi ilk kez yenilgiye uğratan Türk milliyetçiliğinin, ezilen uluslarda büyük heyecan yaratmasının nedeni
budur.

Yüksek bir saygınlığa ulaşarak, evrensel bir mücadeleye dönüşmesinin nedeni budur.

***
Atatürk’e göre:

“Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına, Türk milleti denir.”

“Diyarbakırlı, Vanlı, İstanbullu, Trabzonlu, Erzurumlu, Trakyalı hep bir soyun evlatları ve aynı çevrelerin
damarlarıdır.”

***
Atatürk’ün Cumhuriyeti ırk, din, cins, mezhep ayrımı gözetmez.

Ayrıştırıcı değil birleştiricidir.

“Ne mutlu Türküm diyene” demiştir.

“Ne mutlu Türküm doğana ya da olana” dememiştir.

Cumhuriyetle ümmet millet; kul (tebaa) değerli birey oldu.

***

Tarihten damıtılarak süzülen gerçek şudur:

Emperyalizme karşı çıkmayan kişi ya da ülkeler, demokrat ya da uygar olamazlar.

Ezilen ulus aydınları, her şeyden önce emperyalizme karşı çıkmak, bunun için de milliyetçi olmak zorundadır.

Çünkü milliyetçilik, ezilen ulusların emperyalizme karşı kullanabileceği birinci araçtır.

Uğur Mumcu der ki.

“Türk milliyetçiliği, Türk halkının alın terini yabancı çıkarlara karşı korumaktır.”

***
Emperyalizme karşı çıkmayan “İkinci Cumhuriyet” zihniyeti ve sözde aydınlar bu nedenle Atatürk’ün
Cumhuriyeti’ne karşıdır.

Emperyalistlerin maşası PKK terör örgütü, bu nedenle Cumhuriyet’e düşmandır.

Türkiye’yi bölmek isteyenler, bu nedenle Atatürk’ten ve onun Cumhuriyeti’nden nefret eder.

***
Çünkü...

Cumhuriyet, doğudaki yoksul bir Savur ilçesinden okuma yazma bilmeyen bir anne babadan doğan Aziz Sancar’ı
Nobel Bilim ödülüne taşıyan; güneybatıda Isparta’nın fakir bir İslamköy’ünde çobanlık yapan Süleyman Demirel’i
cumhurbaşkanlığı makamına çıkaran rejimin adıdır.

***

Varlığıyla onur duyduğumuz Aziz Sancar, Nobel Bilim Ödülü’nü Anıtkabir’e, Atatürk’e hediye eder.

Bu ödülü, Atatürk sayesinde aldığını söyleyerek...

Aziz Sancar’ın ağabeyi de tuğgeneral olmuştur.

Cumhuriyet budur, fırsat eşitliğidir, liyakattir, erdemdir...

Ayrıştırıcı değil, birleştiricidir.

***

Atatürk’ün Cumhuriyeti’nde...

Hangi din, cins, ırk ve mezhepten olursa olsun, her Türk vatandaşı en üst makama gelebilir.

Sadece Cumhurbaşkanı Yardımcısı değil...

Alevi de, Kürt de...

Irk, din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin her yurttaş da Cumhurbaşkanı olabilir.

Geçmişte olduğu gibi...

Çünkü, Atatürk’ün “Ulus Devlet” yapısı, ayrımcılığı reddeder.

***
Ve Atatürk der ki:

Efendiler! Asırlardan beri Türkiye’yi idare edenler çok şeyler düşünmüşlerdir. Fakat yalnız bir şeyi
düşünmemişlerdir: Türkiye’yi...”

Evet...

Durum budur...