Günah, dinin yasakladığı bir davranış.
Suç ise yasaların...
Bir davranış hem günah hem suç olabilir.
Cinayet, tecavüz ve hırsızlık gibi.
Bir davranış günah olabilir fakat suç olmayabilir.
İçki içmek, mesela.
Bir davranış günah kabul edilmeyebilir fakat yasaya göre suçtur.
Erkeğin birden çok eş alması, aklıma gelen ilk örnek.
Ailem Güvende Operasyonu, İslam’a göre günah sayılan eşcinselliği, ceza kanunumuzda yasaklayıcı bir hüküm olmamasına rağmen fiilen suç haline getiriyor.
Bu operasyonlar kapsamında geçen ay 15 şehirde 9 derneğe, 13 işletmeye ve 163 şüpheliye işlem yapıldı.
Onlarca eşcinsel, transeksüel ve travesti tutuklandı.
Cezaevine gönderilenler içinde gazeteci Tuba Tekerek de var.
T24’ün internet sitesi ve sosyal medya hesabı kapatıldı.
Son bir yıl içerisinde yayınlanan ve LGBT propagandası amacı taşıdığı iddia edilen 118 haber ve yazı, yasağa dayanak gösteriliyor.
En sonuncusu, bir cinayet haberi.
Ailem Güvende Operasyonu’nda kapatılan Kaos-GL Dergisi’nin Yayın Yönetmeni Yıldız Tar tarafından kaleme alınan ‘Cebinde üç bıçakla geldiği evde cinayet işledi’ başlıklı haber.
Transeksüel Ecem Seçkin’in üç yıl önce evine aldığı müşterisi tarafından bıçakla öldürülmesine ilişkin yargılamadaki son gelişmeleri aktarıyor.
Burada propagandası yapılan ne olabilir?
Kim vahşi bir cinayetin anlatıldığı haberi okuyup transeksüel olmaya özenir ki?
Eşcinsel ilişkiyi fiilen yasaklayarak ve kamusal alanı farklı cinsel yönelimlere kapatarak, aile kurumu, kadınlar ve çocuklar korunabilir mi?
Ailemiz gerçekten güvende mi?
Şerife Gezer’in başına gelenler gösteriyor ki asla değil.

Şerife Gezer, koruma altındayken öldürüldü
Şerife Gezer, 40 yaşındaydı.
İşsizdi.
Hakan Sayacı ile sevgili hayatı yaşadı birkaç yıl.
Sayacı’ya göre 17 yıldır imam nikahlıydılar. Sayacı, güya iki yıl önce resmi nikahlı eşini boşamıştı ve Gezer’le evlenecekti.
Şerife, ayrılmaya karar verdi.
Yeni bir insanla tanışıp nişanlandı.
Hayaline kavuşmak üzereydi; yuva kuracaktı.
O ve nişanlısı geçen 13 Ağustos’ta İstanbul Gaziosmanpaşa’da gezerken, karşılarına Sayacı çıktı. Sayacı, Şerife’nin nişanlısına “O benim karım, onunla birlikte oldum” dedi.
Nişanlısı “Senden ayrılıyorum” deyip gitti.
Şerife, eski sevgilisine “Ahlaksız!” diye bağırdı.
Sayacı, kadının yüzüne yumruk attı.
Şerife’nin babası Ahmet Gezer, imdada geldi.
Sayacı, babayı yumruklayıp itekledi.
Şerife’nin ifadesinden:
“Hakan sinirlenerek gömleğini yırtmaya başladı. ‘Seni öldüreceğim’ şeklinde tehditte bulundu.”
Baba ve kız şikayetçi oldu.
Şerife, önleyici tedbir talep etti.
Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkındaki Kanun kapsamında Sayacı’ya 30 gün uzaklaştırma tedbiri uygulandı. Şerife’ye yakın koruma verilmedi. Acil durumda Şerife, 112’yi arayacaktı.
12 GÜN SONRA ÖLDÜRDÜ
Şerife, saldırıdan 12 gün sonra, 25 Ağustos’ta saat 10.15 sularında Cebeci-Edirnekapı hattında sefer yapan minibüse bindi.
Araçta iki-üç yolcu vardı.
Şerife bindikten 300 metre sonra yolda biri el kaldırdı.
Minibüs durup erkek yolcuyu aldı.
Binen kişi, Sayacı idi.
Silahını çıkarıp Şerife’ye doğrulttu.
Minibüs sürücüsü Hayrettin T., anlatıyor:
“Arkama dönüp baktığımda erkek şahsın elinde silah olduğunu ve kadına doğrulttuğunu gördüm. Yolcular korkarak aracı terk ettiler. Tabancayı bana doğrulttu. ‘Gitme, sağa çek’ dedi. Korktuğum için zaten sağa yanaşık haldeydim. Kadın minibüsten can havliyle kaçtı. Silahlı şahıs arkasından gitti. “Bir el silah sesi duydum...”
Caddede dükkanı bulunan Ömer A., belediyeye doğru yürürken, minibüsten “İmdat!” diye bir çığlık işitti. Kadın yardım istiyordu. Ancak Ömer A., erkeğin elindeki silahı görünce kıpırdayamadı.
Minibüs ileride yol ağzında durdu.
Şerife, kendisini dışarıya attı.
Sayacı, arkasından inip kadının peşinden birkaç el ateş etti.
Şerife, yufkacıya sığındı.
Ömer A., anlatıyor:
“Biz kadına yardım maksatlı yine orada bulunduk fakat şahıs silahlı ve iletişime kapalı olduğundan yardımcı olamadım. Yufkacının içinde birkaç el daha silah sesi duydum.”
Dükkan sahibi Burhan K., bodrumdaydı.
Önce çığlıklar, ardından bir el, 5-10 dakika sonra iki el silah sesi duydu.
Dükkana çıktığında Sayacı’yı başına silahını dayamış halde buldu.
“Polis?” nerede diye soracaksınız.
Şerife, vurulmadan önce, saat 10.07’de 112’yi aramıştı.
“Yardım edin” demiş ancak adres verecek zamanı bulamamıştı.
Polis geldiğinde iş işten geçmişti.
Sayacı’yı intihardan vazgeçirip gözaltına aldılar.
Göğsünden iki, boynundan bir kurşunla vurulan Şerife ise hayatını kaybetti.
Devlet, kapısına kadar gelen Şerife’yi koruyamadı.