Sevgili okurlarım, Türk Milleti olarak birkaç yıldan bu yana Suriye ile yatıyoruz, Suriye ile kalkıyoruz.
Suriye’siz bir tek günümüz bile geçmiyor.
Önce toplu halde sınırları aşıp geldiler. Milyonlarcası kentlerimizi kasabalarımızı istila etti. İçlerinde her kesimden insan vardı.
Cahiller, zavallılar, casuslar, iş arayanlar, sahtekârlar...
İçlerinde okumuş insan pek azdı.
Bunlar bütün Türkiye’ye yerleşti. Bazıları açtı, bizim asgari ücrete bile fit olmuştu. Bizim iktidar, AKP-MHP koalisyonu bunları önce buyur etti.
Çocukları için bedava eğitim, hepsi için bedava sağlık hizmetleri üretildi. Okullarımız ve sağlık kuruluşlarımız artık onlarla dolup taşıyordu. Bizim insanlarımızdan esirgenen olanakların tamamı onlara sağlandı.
İçlerinden bazıları suça bulaştı. Mahalle kavgaları, linç girişimleri oldu. Toplumun huzuru iyice kaçtı.
Bunların yerleştiği bazı illerimizde Suriyelilerin sayısı Türkleri geçti. İnanılmaz bir durumdu...
Bu gerçek önlenmediği takdirde, önümüzdeki seçimlerde pek çok Suriyeli Meclis’e milletvekili olarak girecek, epeyce belediye onların eline geçecek.
Burada sık sık vurgularım...
Biz balık hafızalı bir toplumuz. Olanı biteni, üzerimizde acı etkileri olmuş olsa bile kısa süre içerisinde hemen unuturuz.
Şimdi tam bunları da unutmak üzereydik, bu kez başımıza Suriye’deki iç savaş çıktı.
Al sana başımıza açılan Suriye belasının yeni bir aşaması daha!
★★★
Bu ülkeyle aramızda 930 kilometrelik bir sınır var. Öte yanda ise Suriye’de ‘devlet’ yok. Varmış gibi görünse de yok!
Bu yapay devleti ve halkını uzun süreden beri biz besliyoruz. Kendi milletimize aktarılması gereken kaynakları onlara pompalıyoruz.
Ülkenin parası yok, geliri yok, eğitilmiş kadroları yok.
Peki neyi var?
Silahlanmış binlerce militanıyla birlikte bizim PKK’nın yan kolu olan çeşitli terör örgütleri var.
Ordusunu soracak olursanız hava kuvvetleri, uçakları yok. Deniz kuvvetleri, gemileri de yok.
Silahlı gücü sadece ve sadece silahlı birtakım militanlardan oluşuyor.
Onlar da bir başıbozuklar güruhu.
Adamların ordusunu biz yönetiyoruz. Paralar bizden gidiyor.
Karşımızda muhatap alınacak, ciddiye alınacak bir devlet olmadığı için başımıza bunlar geliyor.
Örneğin biz Şam büyükelçimizi çoktan atadığımız halde, onlar Ankara’ya büyükelçi bulamıyor!
Bizim açımızdan diplomatik bir rezalet ama kime anlatacaksınız!
★★★
PKK’nın yan örgütü birkaç gün önce Halep’e saldırdı ve kentin belli bölümlerini ele geçirdi. Halep bizim sınır komşumuz. Türkiye’ye uzaklığı sadece 40 kilometre.
İş ciddiye gidiyordu. Durumu dikkatle izleyen Türkiye eğer talep edilirse askerimizin Halep’e girmeye hazır olduğunu açıkladı.
Sonra neler oldu bilinmiyor. Bu herifler Halep’i niçin terk etti, acaba korktular mı, yoksa başka bir oyun mu dönüyor!
★★★
Milyonlarca sığınmacı halen Türkiye’de yaşıyor. İktidar değişikliği sonrasında küçük bir bölümü geri döndü ama ağırlıklı kesim yine Türkiye’de.
İşin başka yönlerini çözümlemek için biz burada görkemli, anlı şanlı bir Meclis Komisyonu kurduk. Ancak gelin görün ki bu da işe yaramadı.
Örgüt güya silah bırakacaktı ama tam tersi oldu.
Daha beter silahlandılar.
Şimdi sesleri fazla çıkmıyor olsa da yakında yine eylem koymaya başlayacaklar. İlk silahlı gösteri Halep’te sergilendi.
Hiç kuşkum yok bunun devamı zaman içerisinde gelecek, silahlar çeşitli yerlerde konuşacak!..
Ve ordumuz günün birinde Suriye’ye girmek zorunda kalacak.
Başımıza kendi ellerimizle açtığımız bu büyük Suriye belası bakalım sonunda nereye ve nasıl varacak!