Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

Ülke olarak yalnızlığa itildik!

14 Aralık 2015

Oyun içinde oyun dönüyor, Türk halkı aldatılıyor sanki…
Türk hava sahasını 17 saniye ihlal eden Rus uçağının düşürülmesinde açıklanmayan bazı sırlar var gibi… “Uçağın düşürülmesinden Amerika'nın güdümündeki NATO'nun önceden haberi vardı” diyenler haklı olabilir mi?
Kesin durum, günün birinde ortaya çıkacak elbette…
***
Türkiye'nin tüm komşu ülkelerle ilişkisi göz göre göre kopma noktasına getirildi.
Irak, Suriye, İran derken, Rusya ile de (argo tabiriyle) papaz olduk! Yani birbirimizi yeme, kavga etme durumuna geldik.
Daha önce İsrail, Mısır ve Libya ile aramızdaki ipler kopmuştu zaten…
Cezayir, Fas ve Tunus ile olan ilişkilerimiz de pek dostane değil!
Yani büyük bir yalnızlığa doğru itiliyoruz!
Haa, aramızın iyi olduğu iki-üç İslâm ülkesi var: Suudi Arabistan, Katar ve Kuveyt. Onlar da Amerika'nın güdümündeki ülkeler…
Rusya gazı keserse, Katar'dan gemilerle doğalgaz taşıyacakmışız!
Taşıma suyla değirmen döner mi, bakalım bunu da göreceğiz!
***
Bizimkiler “Egemenlik hakkımızı kullandık, angajman kurallarını uyguladık ve uçağı düşürdük” diyorlar. İyi güzel de…
Peki, Ege'de bizim egemenlik hakkımız yok mu?
Yunanistan, 16 Türk adasını ve 150'den fazla Türk kayalığını göz göre göre işgal etti. Amaçları bu adaların kıta sahanlığına ve hava sahasına sahip olmak.
Türkiye için son derece önemli bu… Peki Ege'deki egemenlik haklarımız ne olacak?
AKP iktidarı, Türkiye'yi hızla bir bataklığa sürüklüyor!
Bu sakat, hayalci ve maceracı dış politikayı bir an önce terk edip, akılcı dış politikalar üretmek gerekiyor! Yoksa, halimiz harap!

Adaletsizlik insanı çıldırtır!

Ulusal TV'de “Kral Çıplak” programını da hazırlayan meslektaşımız Mustafa Mutlu'nun şu satırları, Türkiye'nin adalet mekanizmasını “çıplak” bir biçimde gözler önüne seriyor:
“Sosyal güvenlik yasasına göre, çalışma ve vazifesini yapma gücünün yüzde 60'ını kaybeden bir işçi “malûl (sakat) sayılır ve emekli edilir.”
Ülkemizdeki adalet sistemini “çalışan bir birey” kabul edelim.
Açıklamaya göre:
Yerel mahkemelerin verdiği kararların yüzde 62'si Yargıtay'da değişiyormuş.
Diğer bir deyişle Yargıtay, yerel mahkemelerin verdiği 100 karardan 62'sini “sakat” buluyormuş ve ilgili mahkemeye iade ediyormuş.
Sorum basit:
Vazifesini yapma gücünün yüzde 60'ını yitiren bir işçi sakat sayılıp emekli edilirken…
Verdiği her 100 karardan 62'si “sakat” olan bir yargı kurumu, nasıl oluyor da varlığını aynen devam ettirebiliyor?
***
İnsanların yaşamını sürdürmesi için havanın, suyun ve gıdanın yeteceği söylenir. Oysa bu büyük bir yanılgı!
Bunların varlığı insanın değil, hayvanların da yaşamasına yeter.
Ancak, insanın insan gibi yaşaması için, bunların yanında bir de adalet gerekir!
Çünkü insan toplumsal bir varlıktır. Ancak başka insanlarla dayanışarak ve paylaşarak yaşar.
Bu paylaşmanın koşullarını da yazılı ya da yazısız hukuk belirler.
Eğer bir insan, sürekli hakkının yenildiği, sömürüldüğü, itilip kakıldığı bir ortamda yaşamaya mecbur edilirse… Çıldırır!

Te­bes­süm

Aç kurt ve tilkinin orucu!

Tilki ormanda gezerken bir ağacın altında asılı bir but görür.
Ağacı ve budu kontrol eder. Anlar ki bu bir tuzak! But bir iple ağaçlar arasında saklı bombaya bağlıdır.
Ağacın biraz uzağına gider ve başını kollarının üzerine koyarak yatar..
Biraz sonra kurt gelir.
Budu görür. Orada öylece yatan tilkiye sorar:
“Ne yapıyorsun dostum?”
Tilki cevap verir:
“Hiiç, yatıyorum.”
“Burada bir but var.”
“Evet var.”
“Neden yemedin?”
Tilki sakince cevap verir:
“Ben bugün orucum.”
Kurt kendinden emin:
“Ben yiyeyim o zaman.”
“Buyur afiyet olsun sayın kurt.”
Kurt ete uzanır uzanmaz bir patlama… Ortalık toz duman… Kurt yaralı ve hareketsiz, perişan bir halde, on metre uzakta yatarken, tilki sakince budu yemeye başlar.
Bunu gören kurt:
“Lan şerefsiz… Hani sen oruçtun?”
Tilki pişkin pişkin sırıtır:
“Biraz önce top patladı, duymadın mı?”

Gü­nün Sö­zü

Kimi kadın hayatınıza girdiğinde yaşamınızı ışık gibi aydınlatır, kimi  kadın ise çıktığında!

Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp