Reklamsız Sözcü

Erdoğan’dan ABD’ye sert sözler

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmada "Ülkemizde kara listede olan bir FETÖ'cü Amerika'da rektör olarak atanabiliyor. Bu ne menem iştir" diye konuştu. Erdoğan, Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan'a North American Üniversitesi'ne rektörlük görevi verilmesini 'dost demeye dilim varmıyor' diyerek eleştirdi.
15:029 Ocak 2017
Erdoğan’dan ABD’ye sert sözler
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyükelçiler Konferansı'nda yaptığı konuşmada "Ülkemizde kara listede olan bir FETÖ'cü Amerika'da rektör olarak atanabiliyor. Bu ne menem iştir" diye konuştu. Erdoğan, Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan'a North American Üniversitesi'ne rektörlük görevi verilmesini 'dost demeye dilim varmıyor' diyerek eleştirdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Büyükelçiler Konferansı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz yıl bu konferans vesilesiyle sizlere hitap ederken FETÖ’ye ayrı bir yer vermiştim. 15 Temmuz gecesi yaşananlar malesef dile getirdiğim endişeleri bizi haklı çıkarmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından satır başları

9. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen toplantıda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişimi nasıl içeride hainler ile vatan aşıklarını ayırmış, ayrıştırmışsa, dışarıda da aynı görevi icra etti. Bu hadise, dostlarımız ve müttefiklerimiz için de turnusol kağıdı oldu. Bunu çok açık, net gördük” dedi. Sabah.com.tr'nin Cumartesi yayınlanan özel haberine de bir gönderme yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan FETÖ'cü firari Şerif Ali Tekalan'ın ABD'de rektör olmasına sert tepki gösterdi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9. Büyükelçiler Konferansı dolayısıyla Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen toplantıda katılımcılara hitap etti. FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminin, devlete ve millete yapılmış ilk ihanet olmadığını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“Fakat hedefleri, uygulayıcıları ve sonuçları itibariyle bu darbe girişimi, en sinsi, en pervasız, en büyük ihanettir. ‘Himmet, hizmet, diyalog ve eğitim’ diyerek, devletimiz içinde örgütlenen, takiye yaparak kendini gizleyen, milletimizin malını, mülkünü, evlatlarını gasp eden bu çete, tarihimizin en alçak terör eylemini gerçekleştirmiştir.”

“BU NE MENEM İŞTİR”

Masumlardan esirgenen sığınma hakkının, terör örgütü mensuplarına verildiğine dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Sığınma hakkı, Suriyeli masumlardan, Arakanlı mazlumlardan, Afganistanlı, Afrikalı gariplerden esirgenirken Fetocu ve PKK’lı teröristlere altın tepside sunuluyor. Canını kurtarmak için bir tas çorba için kapılarına gelenleri kovanlar, darbecilere ve azılı teröristlere sahip çıkmaktadır. ‘Dost’ demeye dilim varmıyor ama en azından müttefik bildiğimiz ülkelere yakıştıramadığımız bu tablo karşısında elbette üzülüyoruz. Bakıyorsunuz şu anda ülkemizde kara listede olup kaçan Feto Terör Örgütünün mensubu, Amerika’da bir üniversiteye rektör olarak atanabiliyor. Bu ne menem iştir, bu nasıl bir şeydir? ”

“FETÖ’NÜN MANİPÜLASYONLARINA KARŞI MÜTEYAKKIZ OLACAĞIZ”

FETÖ’nün sürece müdahalesine karşı tetikte olunacağını ifade eden Erdoğan, “FETÖ’nün manipülasyonlarına ve süreci sulandırma çabalarına karşı daima müteyakkız olacağız. Adalet terazisine halel getirmeden, sapla samanı karıştırmadan, masumla suçluyu iyi ayırt ederek mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” diye konuştu.

“15 TEMMUZ TURNUSOL KAĞIDI OLDU”

Darbe girişiminin, hainler ve vatan aşıklarını ayrıştırdığına işaret eden Erdoğan, “15 Temmuz, nasıl içeride hainler ile vatan aşıklarını ayırmış, ayrıştırmışsa, dışarıda da aynı görevi icra etti. Bu hadise, dostlarımız ve müttefiklerimiz için de turnusol kağıdı oldu. Bunu çok açık, net gördük.” dedi.

Bu darbe girişimi en sinsi en pervasız ihanet girişimidir. Milletin malını mülkünü evlatlarını gaspeden bu çete, en büyük terör eylemini gerçekleştirmiştir. O gece milletimiz devletine sahip çıktı ve bu darbe girişimini boşa çıkardı. Şimdi iddianameler tamamlandıkça itiraflar geldikçe ihanetin büyüklüğünü çok daha iyi anlıyoruz. Dünyaya örnek olacak bir demokrasi destanı yazıdğı için milletimizle ne kadar iftihar etsek az. Bu vesileyle bir kez daha şehitlerimize tüm kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. 15 Temmuz, nasıl içeride hainler ile vatan aşıklarını ayırmış, ayrıştırmışsa, dışarıda da aynı görevi icra etti. Bu hadise, dostlarımız ve müttefiklerimiz için de turnusol kağıdı oldu. Bunu çok açık, net gördük. O gece miletimiz canını hiçe sayarak demokrasisini savunurken bize yılladır demokrasi dersi verenler bekle, gör politikası izlemişlerdir. Çıplak elleriyle tankları durduranlar, uçaklara meydan okuyanlar.. Burada kayıtsızlıktan bahsediyorum. Hatta darbenin başarılı olmasını ummaktan bahsediyorum. Aynı ikircikli tavır aldığımız yasal tedbirler konusunda da devam ediyor. Yaşadığımız hadiselerin onda birini yaşamadıkları halde aldıkları tedbirler ortadayken bizim aldığımız haklı tedbirler bu çevreler tarafından eleştiriliyor. Hatta bu darbeciler kimi Avrupa ülkelerinde mağdur gibi karşılanıyor. FETÖ’cü ve PKK’lı teröristlere bazı haklar altın tepside sunuluyor. Bir tas çorba için kapısına gelenleri kovanlar bu darbecilere sahip çıkıyor. Dost demeye dilim varmıyor ama en azından müttefik bildiğimiz ülkelere yakıştıramadığımız bu ülkeler karşısında şaşırıyoruz. FETÖ mensupları Amerika’da bir üniversiteye rektör olabiliyor. Bu ne menem bir iştir. Muhataplarımıza bu meseleleri anlatmayı sürdüreceğiz.

115 ÜLKEDE MİLİTAN YETİŞTİREN OKULLARDAN 6 ÜLKEDEKİ OKULLARI KAPATTIK.

FETÖ’nün 115 ülkede örgüte militan yetiştirme okulları vardı. 6 ülkede bu okullar kapatıldı. 2 ülkede okullara el koyuldu. 7 ülkede Türk Maarif Derneği’ne devredildi. Dünyayı ahtapot gibi saran böyle bir örgütle mücadele etmek kolay değildir. Elindeki tüm imkanları ülkemize düşmanlık etmek için kullanıyorlar. Geçen yıl yaptığımız ABD ziayretinde bunu gördük. Sadece Charter okullardan yılda 500 milyon dolar kazanıyor. PKK sempatizanları, Asala yandaşları ve FETÖ’cüler elele kolkola eylem yapıyorlar. Her kurumumuza sızan bu yapının Dışişlerimize de sirayet ettğini biliyorum. Personel sayınız azalsada mücadeleyi yürüttüğünüz için hepinize teşekkür ediyorum. Siz gayret gösterdikçe bizlerden de destek göreceksniz. Kıymetli dostlarım, tarihimizde tek bir mesele ile uğraştığımız olmadı. PKK, FETÖ ve DEAŞ gibi örgütlerle mücadele ediyoruz. Toplumuzun karşıt kesimlerini hedef alan saldırılarla Suriye’deki yaşananları ülkemize taşımak istiyorlar. Tüm pervasızlıklarına rağmen, bazı kendini bilmezlerden aldıkları açık destepe rağmen bunu başaramadılar. Milletimiz birbirine daha çok sarıldı. Fitnecilere pirim vermediler.

BATILI SİYASETÇİLER DEAŞ’A SARILDI

Birileri ısrarla en fazla müslümanlara zarar veren DEAŞ’ın terörü üzerinden islam düşmanlığı yapıyor. Kimi batılı siyasetçiler bu istismara sarılmış durumdalar. Batıda yükselen küresel ırkçılık bu ülkelerdeki müslümanlar üzerindeki endişemizi artırmaktadır. Tüm dünyada barış ve huzurun idamesi için bu çok tehlikelidir. Yurt dışında yaşayan insanımız için ciddi bir tehdit olan müslüman düşmanlığı tehlike arz ediyor. Kültürel ırkçılıkla mücadelede Türk toplumu yalnız değildir. Dünyanın her yerinde vatandaşlarımıza karşı şiddeti tahrik mihraklara karşı kapsamlı bir hukuk mücadelesini yürütmeliyiz. 2016 dış politikamız açısından çok yoğun bir yıl olmuştur. 13. İslam zirvesinde bu konuları ele aldık. Dünya İnsani Zirvesine 9 bin kişi katılmıştır. Bu etkinliğin hemen arkasından en az gelişmiş ülkelerin başkanlarını ülkemizde ağırladık. Dünyanın en büyük mülteci nüfusuna kapılarımızı açtık. Suriye’de akan kanın durdurulması için seferber olduk. Biz evet, Akdeniz’in kıyılarında Aylan bebeğin sadece orada kıyıya vurmuş cesedinin resmiyle ağlama fotoğrafı çektirmedik. Biz onlara nasıl elimizi uzatabiliriz. Bunun derdiyle dertlendik. Son olarak 45 bin kardeşimizin Halep’ten çıkarılması için gece gündüz çalıştık. Ateşkes için tarihi adımlar atmış bulunuyoruz. Astana sürecinin zeminini hazırladık. Ateşkeste ihlallerle karşılaşılmasına rağmen bu bir fırsat penceresidir. Bunun heba edilmemesi için çalışmaya devam edeceğiz.

Fırat Kalkanı ile DEAŞ terör örgütünü sınırlarımızdan attık. Operasyonlarımız DEAŞ’a tarihinin en büyük zaiyatını verdi. Son dönemde DEAŞ ile mücadelede koalisyon ortaklarının sınıfta kaldığını söyleyebilirim. Milli güvenliğimizi ilgilendiren konularda masada ve sahada olmaya kesinlikle devam edeceğiz. Dün akşam Başbakanımızın Bağdat ve Erbildeydiler. Orada yüksek düzeyli stratejik iş birliği toplantıları ile süreci yeniden başlattılar. Musul, Telafer ve Sincar’daki gelişmeler için tedbirlerimizi aldık. Geçtiğimiz günlerde İbadi ile yaptığım telefon görüşmesi ve Başbakanımızın ziyareti yol haritamız için önemli bir başlangıç oldu. Stratejik etkinliği hedefleyen anlayışla çalışmalarımızı devam ettirmeliyiz.

Türk Rus ilişkileri güçlenerek zorlu süreçlerden güçlü bir diplomasiden kaynaklanmaktadır. 13 yıl aradan sonra Özbekistan’ı ziyaret ederek ülkelerimiz arasında yeni bir sayfa açtık. Dünya 5’ten büyüktür diyerek küresel sistemin acilen onarılması için çağrılarımızı yeniliyoruz. Dış politikamızı dar, kurumsal ve ideolojik kalıplara, ‘bekle gör’lere, ‘acaba kim ne der’, bunlara mahkum edemeyiz. Stratejik etkinliği hedefleyen, girişimci ve vicdani diplomasi anlayışıyla çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. ‘Önce tedbir sonra tevekkül’ diyerek önlem almalı, devrede kalmalı, aktif çaba göstermeliyiz.

“TRUMP İLE ANLAYIŞ BİRLİĞİNE VARIRSAK…”

DEAŞ, FETÖ ve bölücü örgütlerden gelen tehditlere karşı müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri’ni kararlı, güçlü ve tereddütsüz bir biçimde yanımızda görmek istiyoruz. Yeni Başkan Trump’ın 20 Ocak’ta görevi almasıyla özellikle birlikte karşılıklı diyaloğu hızlandıracağımıza inanıyorum. Bilhassa bölgesel konularda Sayın Trump ile anlayış birliğine vararak kısa zamanda mesafe kaydedeceğimize inanıyorum.

“DÜNYA 5’TEN, AVRUPA, AVRUPA BİRLİĞİ’NDEN BÜYÜK”

Dünya beşten büyüktür. Avrupa da Avrupa Birliği’nden büyüktür. Avrupa Birliği’nin tam üyelik sürecine verdiğimiz öncelik değişmemiştir. Avrupa Birliği halen ülkemiz için stratejik bir tercihtir. Bir taraftan bu hedef doğrultusunda adımlar atarken, Birliğin ülkemize yönelik tutarsızlıklarına, çifte standartlı politikalarına da ‘eyvallah’ demeyiz. Çabalar ancak karşılıklı olursa, adımlar iki taraflı atılırsa anlamlıdır.

Son güncelleme: 16:4609.01.2017
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp